53
Kavuşma hissi yerini sarılmanın ardından ayrılıktaki boşluğa bıraktı. Boşluk ruhuma, oradan da güneşte kavrulmuş olan yüzüme yansıdı. Bana bakınca kaybımı gördüler. Arayışım devam etti, başka şeylere evrilip, başka geçmişlere dönüp, sarı taşlarla yapılmış binaların sokaklarında gece boyu koştu. Her an köşeyi dönünce “Ah! Işte buradasın! Seni arıyordum.” Diyecekmişim gibi bir his ile, kalbim, parmaklarımın uçları, bileklerim, dizlerim, sana ulaşmaya çalıştı. Çok mu uzundu bu günler? Düşünmemiş miydim? Kafam mı karışmıştı, neye ihtiyacım olduğunu düşünmüştüm? Tuzlu yüzümü okşadı ve zamanı geriye sardı. Bahçesinde oturduk. Limonata ikram etti ve tuzlu kafeslerden ufak ufak böldü. Günün son ışığını bekledik birlikte, yetmiş sene öncesinin bir yaz gününün son ışığını bekledik. Ona, onu aramakta olduğumu söyleyemedim. Sokağı onun için koşarak çıktığımı da. Biraz dillerden konuştuk, mektup arkadaşı Henry’den, Kerkira’dan, denizden.. Onu bulmuştum. Aramıştım, ve bulmuştum. Daha annemin karnındayken, oraya varmıştım. Hayatım beni buraya getirmiş, almış, ve de yetmiş sene öncesine götürmüştü. Onu karşılamıştım. Tatlı ve ağır şarabımla, sevmeyi bir türlü beceremediğim şiirlerimle, ve aşkımla. Buradaydı.
Yorumlar
Yorum Gönder