döngüde

 tk ile aramızdaki olan bitenin, kırılamayan bir döngüsü mevcut. kalbime kanatlar takan, ayaklarımı yerden kesen, tutkulu, her şeyi mümkün kılan, ateistliğimi bitiren, yüzümü güzelleştiren, hareketlerimi zarifleştiren, beni aşk sarhoşu yapan günler ile başlayan bir döngü. sonra araya iş yoğunlukları ya da seyahatleri, ya da kardeşlerine ziyaretleri girer. burada ben bir şeylerin ters gideceğini daima hissederim. tk'nın bana dönmeyeceğini, çıktığı yolun bana doğru olmadığını bilirim. ha! gariptir ki, tk'nın böyle hale girişi daima benim "ah, gerçekten çok seviyorum" diye içimden geçirmemle kesişir. o yüzden hiçbir zaman anımı yakalayıp bunu sakince ama heyecanımı da gizleyemeden, aktaramam. aktarabileceğim birisi yoktur artık. onu bırakacak gibi olurum, evet artık bitmeli ve gitmeli derim. birkaç gün hiç iletişim kurmayız. sonra bir şekilde ben, yine onu istediğime dayanılmaz bir çekimle karar verip tüm gücümle yüklenirim. sonra en başa.


keşke bırakabilsem diyorum. beni sevmediğini bulabildiği her an davranışlarıyla hissettiren bu adamı, keşke, onunla yollarım kesişeli dün sekiz ay (sadece sekiz ay mı, bir ömür gibiydi) olurken bırakabilsem. keşke mutlu olduğum her an onunla paylaşma eğilimim olmasa ve tattığım her güzel yemekte, her şarapta, her cin kokteylinde onu anmasam.


her filmde, bunu beraber izlemeliyiz! demesem, her şarkıyı bir playlist'e kaydetmesem, ve her altını çizdiğim kitap satırında ona anlatacağım şeyler bulmasam. ama oluyor bunlar.


büyümenin acıları diyebileceğim şekilde, ilk kez 25. yaşımda birisine böyle aşık olduğumu hissediyorum. bir an bile vazgeçmeksizin. eski ben değilim sanki artık, yeni ve onun,


görüşürüz,

z

Yorumlar

Popüler Yayınlar